Gözleri Kör Olmak Ne Demek? Bazen Görmek Değil, Fark Etmek Meselesi
Gözleri kör olmak ne demek? Sadece Görmemek mi, Yoksa Başka Bir Şey mi?
“Gözleri kör olmak ne demek?” diye sorulduğunda çoğu insanın aklına ilk olarak görme yetisini kaybetmek gelir. Fiziksel anlamda gözlerin görevini yerine getirememesi, çevredeki nesneleri ve ışığı algılayamamak elbette bu ifadenin en temel anlamıdır. Ancak günlük hayatta bu söz çoğu zaman başka bir kapıyı da aralar. Çünkü bazen insanın gözleri açık olur ama hayatındaki bazı gerçekleri görmekte zorlanır.
İzmir’de sabahın erken saatlerinde vapura yetişmeye çalışan bir insan düşünün. Elinde simit, kulağında müzik, kafasında bin tane düşünce… Tam karşısında duran arkadaşını fark etmiyor. Arkadaşı el sallıyor, sesleniyor:
“Ya kardeşim, iki dakikadır buradayım. Bana değil de denizdeki martıya bakıyorsun!”
İşte o an insan kendi kendine şunu düşünüyor:
“Ben gerçekten görüyor muyum, yoksa sadece bakıyor muyum?”
Benim de başıma çok gelir. Sokakta yürürken telefonuma öyle bir dalarım ki önümden geçen tanıdık insanı değil, kaldırım taşının üzerindeki küçük çatlağı bile daha dikkatli incelerim. Sonra eve gidince “Bugün kimseyle karşılaşmadım” derim. Halbuki mahallede herkesle karşılaşmışımdır, sadece benim gözlerim değil, dikkatim de kısa süreliğine tatile çıkmıştır.
Gözleri Kör Olmak Ne Demek? Günlük Hayatta Kullanılan Anlamları
Hoş geldiniz! Metsamakine olarak bu yazımızda “Gözleri kör olmak ne demek” hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıyoruz.
Gözleri kör olmak ifadesi sadece gerçek anlamıyla kullanılmaz. İnsanlar bazen bir durumu fark edemediğinde, bir gerçeği görmek istemediğinde ya da açık olan bir şeyi anlayamadığında da bu ifadeyi kullanır.
Mesela arkadaş grubunda herkes bir kişinin yanlış karar verdiğini fark eder ama o kişi hâlâ aynı şeyi savunur.
Arkadaşları:
“Abi, bu işin sonunda zarar edeceksin.”
Kişi:
“Yok ya, ben farklı düşünüyorum.”
Aradan üç ay geçer.
Kişi:
“Galiba biraz zarar ettim.”
Arkadaş grubu:
“Biraz mı? O kadar söyledik.”
Bu noktada mesele gözlerin görmemesi değildir. Bazen insan görmek istemediği şeylere karşı kendi kendine perde çeker.
Aslında beynimizin de garip bir huyu vardır. Hoşumuza giden şeyleri büyütür, hoşumuza gitmeyenleri küçültür. Yeni aldığımız ayakkabının güzel yanlarını herkes görsün isteriz ama ayakkabının biraz sıktığını kendimize itiraf etmek istemeyiz. Çünkü insan bazen kendi hayatının reklam yönetmeni gibi davranır; kötü sahneleri keser, güzel sahneleri tekrar tekrar oynatır.
Bazen Gözler Açıkken de İnsan Kör Olabilir
Hayatta en ilginç körlüklerden biri, gözlerin çalıştığı halde bazı şeyleri fark edememektir. Bir arkadaşımızın mutsuz olduğunu anlamamak, ailemizin bizim için yaptığı fedakârlıkları geç fark etmek ya da kendi hatalarımızı kabul etmemek buna örnek olabilir.
Ben mesela bazen annemin “Montunu al, hava soğuk” dediğinde içimden:
“Anne, ben artık büyüdüm.”
diye geçiririm.
Sonra dışarı çıkarım ve İzmir’in o meşhur rüzgârı yüzüme vurur.
Beş dakika sonra:
“Keşke montu alsaydım.”
derim.
Annemin yıllardır söylediği şeyi görmem için illa üşümem gerekiyor. Bazı gerçekleri anlamamız için hayatın bize küçük bir ders vermesi gerekiyor.
Bu yüzden “gözleri kör olmak ne demek?” sorusunun cevaplarından biri de şudur: Bazen insanın karşısındaki gerçeği fark edememesi.
Kendi Kör Noktalarımızla Yaşamak
Herkesin hayatında kör noktaları vardır. Kimimiz çok inatçıyızdır, kimimiz fazla gururluyuzdur, kimimiz de gereğinden fazla düşünürüz.
Ben ikinci gruba biraz yakınım. Bir arkadaşım mesajıma geç cevap verse hemen kafamda küçük bir film başlar:
“Acaba kızdı mı?”
“Bir şey mi oldu?”
“Yanlış bir şey mi yazdım?”
Beş dakika sonra cevap gelir:
“Telefon şarjdaydı.”
Ben:
“Tamam.”
Ama içimdeki düşünce fabrikası çoktan üç vardiya çalışmıştır.
Bazen insan kendi zihninin içinde o kadar fazla dolaşır ki dışarıdaki gerçekleri kaçırır. Oysa hayat çoğu zaman bizim kafamızda kurduğumuz kadar karmaşık değildir.
Görmek ve Bakmak Arasındaki Büyük Fark
Bir şeye bakmak kolaydır. Gözlerimizi o yöne çevirmemiz yeterlidir. Ancak görmek daha farklıdır. Görmek; anlamak, fark etmek ve bağlantı kurmaktır.
İnsan her gün yüzlerce şey görür. Sokaktaki insanları, binaları, arabaları, ağaçları… Ama kaçımız gerçekten çevremizde olanları fark eder?
Sabah işe veya okula giderken aynı ağacın yanından geçen biri, o ağacın yıllardır orada olduğunu hiç düşünmeyebilir. Bir gün ağacın kesildiğini görünce:
“Burada ağaç vardı ya.”
der.
Aslında ağaç hep oradaydı. Sadece biz onu görmeye zaman ayırmamıştık.
Hayatımızdaki insanlar da bazen böyledir. Yanımızda oldukları için değerlerini fark etmeyiz. Onları kaybetme ihtimali ortaya çıkınca ne kadar önemli olduklarını anlarız.
Gözleri Kör Olmak Ne Demek? Mizahi Bir Bakış Açısıyla
Bu konunun biraz komik tarafına bakarsak, modern insanın çok farklı körlükleri olduğunu görebiliriz.
Mesela buzdolabının önünde duran insan körlüğü…
Buzdolabını açarsın.
İçine bakarsın.
Beş saniye beklersin.
Sonra:
“Evde yiyecek hiçbir şey yok.”
dersin.
Annen gelir.
Buzdolabına bakar.
“Dolabın içinde yemek var.”
der.
Sen:
“Nasıl gördün?”
Annen:
“Çünkü bakmadım, gördüm.”
İşte fark burada.
Ya da kaybettiğimiz eşyalar meselesi… Anahtar elimizdedir ama evin içinde anahtar ararız. Gözlerimiz açık, elimiz anahtarı tutuyor ama beynimiz başka bir dosyayla meşgul.
Bazen gerçekten komik canlılarız. Kendi elimizdeki şeyi arayıp sonra da hayatı suçlayabiliyoruz.
İnsan Neden Bazı Şeyleri Görmezden Gelir?
Bunun birçok sebebi olabilir. Korku, alışkanlık, gurur veya değişmek istememek bunlardan bazılarıdır.
Bir insan yanlış yaptığını kabul ederse değişmesi gerekir. Değişmek ise çoğu zaman zor gelir. Bu yüzden bazı insanlar gerçeği görmek yerine onu biraz bulanıklaştırmayı tercih eder.
“Böyle gelmiş böyle gider.”
cümlesi bazen insanların kendi kör noktalarını koruma yöntemidir.
Ama hayat sürekli aynı yerde durmaz. İnsan zamanla değişir, büyür ve bazı şeyleri daha net görmeye başlar.
Eskiden çok önemli sandığımız şeyler yıllar sonra komik gelebilir.
Mesela 15 yaşındayken dünyanın sonu gibi görünen bir olay, 25 yaşında sadece küçük bir anı olabilir.
O zaman insan kendine sorar:
“Ben buna gerçekten bu kadar üzülmüş müydüm?”
Gerçek Körlük Bazen Kalpte Başlar
Gözleri kör olmak ne demek sorusunun en derin cevaplarından biri belki de burada saklıdır. Çünkü insan sadece gözleriyle görmez. Kalbiyle, düşünceleriyle ve deneyimleriyle de görür.
Bir insan başkasının yaşadığı zorluğu anlamıyorsa, çevresindeki insanların değerini bilmiyorsa veya kendi hatalarını sürekli başkalarına yüklüyorsa bir çeşit körlük yaşayabilir.
Ama güzel tarafı şu: Fark etmek öğrenilebilir.
İnsan kendini sorguladıkça, dinledikçe ve deneyim kazandıkça daha iyi görmeye başlar.
Bazen bir arkadaşımızın söylediği tek cümle, bazen yaşadığımız küçük bir olay, bazen de sessiz kaldığımız bir an bize yeni bir pencere açar.
Hayata Daha Dikkatli Bakmak
Belki de hepimizin zaman zaman yapması gereken şey biraz yavaşlamaktır. Telefonu birkaç dakika bırakmak, çevremize bakmak, yanımızdaki insanların sesini gerçekten duymak…
Çünkü hayat bazen büyük olaylarla değil, küçük ayrıntılarla kendini gösterir.
Bir arkadaşın “Nasılsın?” derken gerçekten merak etmesi, annenin aynı cümleyi yıllardır tekrar etmesi, bir sokak kedisinin peşinden gelip size güvenmesi…
Bunların hepsi aslında görmek isteyen gözler için küçük ama değerli ayrıntılardır.
Gözleri kör olmak ne demek diye düşündüğümüzde sadece karanlığı değil, fark edememeyi de anlamamız gerekir. Çünkü bazen insanın önündeki en büyük engel gözleri değil, dikkatini başka yere çeviren zihnidir.
Belki de hayatın en güzel taraflarından biri şudur: İnsan her gün yeniden görmeyi öğrenebilir. Dün fark etmediği şeyi bugün fark edebilir. Dün anlamadığı şeyi bugün anlayabilir.
Yeter ki sadece bakmakla yetinmeyip gerçekten görmeye çalışsın. Çünkü bazen en önemli şey gözlerin açık olması değil, neye baktığını bilmektir.
Metsamakine ekibi olarak “Gözleri kör olmak ne demek” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!