Kültürlerin İçinde Bedenin Sessiz Dengesini Aramak: Bilateral Vestibüler Yetmezliğe Antropolojik Bir Bakış Dünyanın farklı köşelerinde insanların bedenleriyle kurduğu ilişkiyi keşfetmek, bana her zaman insan olmanın ne kadar çeşitli ve şaşırtıcı olduğunu hatırlatır. Bir köy meydanında yapılan dansın ritminde, bir ailenin günlük yaşamı paylaşma biçiminde ya da bir topluluğun hastalık karşısında geliştirdiği dayanışmada bedenin yalnızca biyolojik bir yapı olmadığını görürüz. Beden aynı zamanda hafıza, kimlik, kültür ve toplumsal bağların taşıyıcısıdır. Bir insanın yürürken zorlanması, karanlıkta yönünü kaybetmesi ya da başını hareket ettirdiğinde dengesinin bozulması yalnızca tıbbi bir durum olarak ele alınabilir. Ancak bu deneyimin kişinin ailesi, topluluğu, çalışma hayatı ve kendini…
Yorum BırakMekanik Hikaye Günlüğü Yazılar
Molalite Nedir Kısaca? Kimyada Derin Anlamı ve Günlük Hayattaki Yeri Molalite nedir kısaca? En basit haliyle molalite, bir çözeltide bulunan çözünen maddenin miktarını, çözücünün kilogramına göre ifade eden bir derişim ölçüsüdür. Kimyada çözeltilerin özelliklerini anlamak için kullanılan önemli hesaplama yöntemlerinden biridir. İlk bakışta sadece bir formül gibi görünse de aslında maddelerin birbirleriyle nasıl etkileştiğini anlamamıza yardımcı olan temel kavramlardan biridir. Kimya derslerinde çoğu zaman molarite, mol sayısı, yoğunluk ve derişim gibi kavramlarla birlikte karşılaşılan molalite, özellikle sıcaklık değişimlerinden etkilenmeyen yapısı nedeniyle bilimsel çalışmalarda önemli bir yere sahiptir. Ben günlük hayatta kimyanın bu kadar küçük ayrıntılarla ilgilenmesine bazen şaşırıyorum. Bir bardak…
Yorum Bırakİz Delili Nedir? Çocukluk Anıları ve İlk Merak İz delili nedir, diye düşündüğümde aklıma ilk çocukluk anılarım geliyor. Ankara’da büyüyen bir çocuk olarak, küçükken mahallede bisikletimle gezerken düşen arkadaşlarımın ardından bıraktıkları ayak izlerini takip etme oyunları oynardım. O zamanlar bunun bir bilim dalı olduğunu bilmiyordum elbette; sadece izleri takip etmek eğlenceliydi. Ama işin içine büyüdüğümde ekonomi ve veri sevgim girince fark ettim ki, iz delili aslında bir suçun veya olayın izlerini bilimsel olarak araştırıp, somut kanıtlara dönüştürmek anlamına geliyor. İz delili, kriminalistikte sıkça karşımıza çıkan bir kavram. Ayak izinden parmak izine, lastik izinden kullanılan aletin bıraktığı izlere kadar pek çok…
Yorum BırakGelgit Olayı Hangi Kuvvettir? Ekonomi Perspektifinden Doğanın Ritmi, Kaynakların Kıtlığı ve İnsan Seçimleri Kaynakların Kıt Olduğu Bir Dünyada Gelgitin Ekonomik Anlamını Aramak İnsan hayatının temelinde sürekli bir seçim süreci vardır. Zamanımız sınırlıdır, doğal kaynaklarımız sınırlıdır, enerjimiz ve dikkatimiz sınırlıdır. Bir şeyi tercih ettiğimizde aslında başka bir ihtimalden vazgeçeriz. Ekonominin en temel düşüncesi de tam olarak burada başlar: Kıt kaynaklarla sınırsız ihtiyaçlar arasında nasıl karar vereceğiz? Denizin kıyısında yükselen ve saatler sonra geri çekilen sulara baktığımızda ilk akla gelen soru genellikle fiziksel olur: “Gelgit olayı hangi kuvvettir?” Bunun cevabı, temel olarak Ay’ın ve daha düşük ölçüde Güneş’in Dünya üzerindeki kütleçekim kuvveti…
Yorum BırakKurumuş Tükürükten Kuduz Bulaşır mı? Geleceğin Sağlık Bilinci ve Gerçek Riskler Ankara’da sabah işe giderken bazen aynı yolu kullanıyorum. Kaldırım kenarlarında kediler, apartman girişlerinde köpekler, parklarda kendi halinde dolaşan hayvanlar görmek artık hayatın sıradan bir parçası. Bir yandan bu görüntüler şehrin daha canlı hissettirmesini sağlıyor, diğer yandan insanın aklına bazı sorular da getiriyor. Geçenlerde bilgisayar başında çalışırken aklıma takılan sorulardan biri şuydu: Kurumuş tükürükten kuduz bulaşır mı? Belki ilk bakışta küçük bir ayrıntı gibi görünüyor. Ama aslında bu soru, insanların sağlık konularında gelecekte daha fazla konuşacağı büyük bir başlığın parçası. Çünkü şehirler büyüyor, insanlar ve hayvanlar daha fazla aynı alanları…
Yorum Bırakİzmir’de Bir Kahve, Biraz Düşünce ve “Koruyucu Aile” Meselesine Giriş İzmir’de yaşıyorsan bazı şeyler kaçınılmaz: rüzgâr saçını sürekli başka bir insan gibi yapar, simit ve çay kombinasyonu hayatın temel gıda piramidini oluşturur ve bir de “fazla düşünme” sendromu vardır. Ben de bu üçlünün sadık bir üyesiyim. Özellikle “fazla düşünme” kısmı bazen sabaha karşı 03.17’de “acaba hayatın anlamı neydi ya” diye tavana bakmama sebep olur. İşte böyle bir gecede, telefon ekranında kaydırırken karşıma şu soru çıktı: Koruyucu ailenin görevleri nelerdir? Ve beyin… resmen şunu yaptı: “Dur. Bu konu ciddi. Ama aynı zamanda insanlık haliyle dolu. Bir de İzmir kafasıyla bakılırsa efsane…
Yorum BırakBursa Otogar Balıkesir Otogar Arası Kaç Saat? Bir Yolculuğun Felsefi Anlamı Bir yolculuğa çıkarken insanın zihninde beliren en basit soru bazen en derin düşüncelerin kapısını açabilir: “Ne kadar sürede varırım?” Peki gerçekten ölçtüğümüz şey yalnızca kilometre ve saat midir? Yoksa her yolculuk, insanın kendisiyle, zamanla ve dünyadaki varlığıyla kurduğu ilişkinin küçük bir yansıması mıdır? Bir otobüs koltuğunda camdan dışarı bakarken değişen manzaralar yalnızca şehirleri değil, düşünceleri de taşır. Bursa’dan Balıkesir’e uzanan bir yol, yalnızca iki otogar arasındaki fiziksel mesafe değildir. Bu yol, insanın zaman algısını, bilgiye ulaşma biçimini ve doğru karar verme sorumluluğunu da düşündüren küçük bir yaşam metaforu olabilir.…
Yorum BırakHakkari’de Bir Mevsim Filmi Neyi Anlatıyor? Soğuk Bir Coğrafyada Sıcak Bir İnsan Hikâyesi Bazı filmler vardır, izlerken üşürsünüz ama kapattığınızda içiniz ısınır. Hani kış günü battaniyenin altında oturup camdaki yağmuru izlersiniz ya, dışarısı soğuktur ama bulunduğunuz yer güvenlidir. Hakkari’de Bir Mevsim tam olarak böyle bir his bırakır. Dağların arasında geçen, sessizliği bol ama anlattıkları çok büyük olan bu film; insanın yalnızlığını, umudunu, yabancılık hissini ve birbirini anlamaya çalışan insanların hikâyesini anlatır. Ben İzmir’de yaşayan biri olarak kar yağışını genelde sosyal medyada görünce hatırlayanlardanım. Çünkü İzmir’de kış dediğimiz şey çoğu zaman “ince mont mu alsam, yoksa güneş yine kandıracak mı?” tartışmasıdır.…
Yorum BırakKaynakların Kıtlığı ve “Yemek Bitiminde Ne Denir?” Sorusu Günlük yaşamın küçük bir anı — yemek sonrası söylenen kelimeler — mikro düzeyde bireysel davranıştan toplumsal ritüellere, makro düzeyde ekonomik sistemlere kadar uzanan bir zincirin halkası olarak değerlendirilebilir. Kaynakların kıtlığı ve seçimlerin sonuçları üzerine düşünen herhangi bir insan için yemek bittikten hemen sonra ne söyleneceği basit bir nezaket ifadesi olmaktan çıkar; tercih edilen söylem bireysel beklentileri, sosyal normları ve dolayısıyla ekonomik kalkınma süreçlerini temsil eden sembolik bir davranış biçimine dönüşür. Ekonomi; kıt kaynakların nasıl tahsis edildiğini, bireylerin ve kurumların seçimlerinin sonuçlarını incelerken, günlük dildeki bir ibare dahi analiz edilebilir. Bu yazıda, “yemek…
Yorum BırakKorkulukların Arası Kaç cm? Ölçüden Anlama, Sınırdan Özgürlüğe Uzanan Felsefi Bir Yolculuk Sevgili ziyaretçiler, Metsamakine tarafından hazırlanan bu yazıda Korkulukların arası kaç cm konusu özenle işlendi. Bir korkuluğun önünde durduğunuzu düşünün. Belki yüksek bir balkonun kenarında, belki eski bir köprünün üzerinde, belki de bir merdivenin yanında… Gözünüz istemsizce korkuluğun aralıklarına kayar: “Buradan biri geçebilir mi?”, “Bu boşluk yeterince güvenli mi?”, “Bu ölçü neden böyle belirlenmiş?” diye sorarsınız. Aslında basit görünen “Korkulukların arası kaç cm?” sorusu, insanın dünyayı düzenleme biçimi hakkında çok daha derin bir tartışmanın kapısını açar. Bir santimetrenin ardında nasıl bir düşünce vardır? Bir ölçü yalnızca fiziksel bir sınır…
Yorum Bırak